| 000 | 02781nam a2200253 i 4500 | ||
|---|---|---|---|
| 001 | 46140 | ||
| 008 | 170822s2016 tu f tur | ||
| 020 |
_a9786055284800 _q(paperback) |
||
| 035 | _a(OCoLC) | ||
| 040 |
_aBAUN _beng _cBAUN _erda |
||
| 049 | _aBAUN_MERKEZ | ||
| 050 | 0 | 4 |
_aPL248.G65784 _bZ47 2016 |
| 100 | 1 |
_aGöksügür, Adem, _d1962- |
|
| 245 | 1 | 0 |
_aZer _b: "o bana hissetmeyi öğretti" : roman / _cAdem Göksügür. |
| 264 | 1 |
_aİstanbul: _bKahraman Yayınları, _c2016. |
|
| 300 |
_a286 pages ; _c21 cm. |
||
| 336 |
_atext _btxt _2rdacontent |
||
| 337 |
_aunmediated _bn _2rdamedia |
||
| 338 |
_avolume _bnc _2rdacarrier |
||
| 500 | _x | ||
| 520 | _a“Zer” tohum demektir, dirilişin fikir lügatindeki karşılığı. Varoluşun bütün şifrelerini bulabilirsiniz tohumda. Tonlarca odunun, yaprağın ve meyvenin saklı olduğunu, yeni tohumların listesini, nereye ekilip hangi iklimlere lezzet vereceğini, büyük patlamanın sıkıştırılmış şifrelerini ve bütün bunların gizli kaderini bulacaksınız küçücük bir incir çekirdeğinde. “Tin” incirdir, “tıynet” ise o tohumda gizli hazine. Bir defineci hassasiyetiyle o minik, kuru ve ölü tohumda hazine arayacaksınız, kazmanız küreğiniz tefekkür olacak. Kazmayı her vurduğunuzda, baharda zuhur edecek diriliş, sessizliğin sesi olacak, duyacaksınız. O küçük tohum size hissetmeyi öğretecek, yeter ki onu iki parmağınız arasına alıp hafifçe yuvarlayın, kulağınıza yaklaştırıp fırtına öncesi sessizliği iliklerinizde hissedin. Kapatın gözlerinizi ve bırakın önce düşsün kara toprağa. Sonra kıyamet kopsun onun için, sessiz ve ölü bir uykudan uyanacağı zamanı beklesin. Gök gürültüsü kapısını çalsın, rüzgâr kapı aralığından üflesin derin uykudaki yüzüne, hala uyanmadıysa yağmur yüzünün ortasına bir tas su döksün. Gözlerini aralayıp hafifçe doğrulsun tohum, elinin tersiyle gözündeki çapakları silsin ve silkinsin. Zer dirilişin adı olsun, sayısız zerlere gebe olsun bu elinizdeki “Zer”. Ebu Zerr olsun, babası olsun Zer’lerin. Ebu Zerr yalnız bir adamdı zahirde. Ama yalnızlık perdesini araladığınızda ilahi temaşanın mütebessim yüzünü bulacaksınız bu romanın satır aralarında. Bazen fırtınalı bir okyanusta uçsuz bucaksız ufuklara kulaç atacak, bazen ıssız çöllerde kar taneleri yağacak kuruyan dudaklarınıza. Burak yoldaşınız olacak bazen, uruç edip gökyüzünde deveran edeceksiniz. Yıldızları avuçlayacak ve derin uykunuzun kısa rüyalarına dökeceksiniz onları. Tatlı zannettiğiniz kâbuslardan uyanacak, gerçeklerle yüz yüze gelip, ölümü öldüreceksiniz. --[Arka kapaktan] | ||
| 650 | 0 | _aTurkish fiction | |
| 942 |
_2lcc _cKT |
||
| 999 |
_c47709 _d47709 |
||