000 03848nam a2200301 i 4500
001 62634
008 220407t20192019tu b 001 0 tur d
020 _a9786052496138
_q(paperback)
035 _a(OCoLC)
040 _aSULEY
_beng
_cSULEY
_dBAUN
_erda
041 0 _atur
049 _aBAUN_MERKEZ
050 1 4 _aJC599.T9
_bA83 2019
100 1 _aAtatanır, Hicran.
_eaut
_989913
245 1 0 _aİnsan hakları ve eşitlik :
_bdüşünce ve edim /
_cHicran Atatanır ; genel yayın yönetmeni, Aydın Şimşek.
250 _a1. baskı : Kasım 2019
264 1 _aEskişehir :
_bDorlion Yayınevi,
_c2019.
300 _a167 pages ;
_c21 cm.
336 _atext
_btxt
_2rdacontent
337 _aunmediated
_bn
_2rdamedia
338 _avolume
_bnc
_2rdacarrier
504 _aIncludes bibliographical references (pages 163-167)
505 0 _tİnsan ve değeri.--
_tİnsan hakları ve eşitlik düşüncesinin gelişiminde Türkiye.--
_tUluslararası hukukta insan hakları ve eşitlik.--
_tUlusal hukukta ve ana hatlarıyla insan hakları ve eşitlik.--
_tTürkiye insan hakları ve eşitlik kurumu.
520 _aİnsan, sadece hukukun öznesi olarak değil, edimin ve devinimin kaynağı olarak da şahsiyetinde ve yaşamında insan hakları ve eşitlik ilkelerinin vücut bulduğu bir varlıktır. Ancak bu vücut bulma hali, yaşanılan coğrafyaya, o coğrafya insanlarının ahlaki ve tarihi birikimine; bu birikimi anlama ve gerektiğinde değiştirme cesaretine dek uzanır. Özgürlüğün ve özgürce benimsenmiş bir ahlak anlayışının var olduğu yerde, düşünce ve edim arasında bir tutarlılık, tarihsel ve toplumsal bir öz belirlenim ve nihayetinde insan gerçekliğine etki eden yansımaları vardır. Bu yansımaların belki de en güçlü karşılık bulduğu iki ilkeyi insan hakları ve eşitlik oluşturur. İnsana dair söylemlerde hiç eksik edilmeyen, kutsanan, hakkında sözleşmeler imzalanan ancak yaşam pratiğinde bir o kadar da yokluğundan yakınılan bu iki ilke, dillerden düşürülmese de söylemden eyleme; düşünceden edime dönüşümünü tamamlayamamıştır. Toplumlar bağlamında dışa değil içe dönük hak ve eşitlik anlayışının gelişimi, insanlığı çetin ikilemlere ve zorlu seçimler yapmaya sürüklemektedir. Artık “hak ve eşitlik” söylemi, bildiğimiz dünyanın ve barındırdığı eşitsizliklerin afyonu olarak dahi işini görmekten uzaktır. İnandırıcı olmaktan uzaklaşan siyasi vaatlerin, açıklamaların ve atılan nutukların yankılandığı boş semanın altında, tanık olunan hak ihlalleri ve derinleşen eşitsizlikler, güven bunalımı başta olmak üzere farklı boyutları ile toplumsal ve ekonomik tahribatı beraberinde getirmektedir. İnsan hakları ve eşitlik ilkeleri tarihsel, toplumsal ve ahlaki kökler barındırsa da yaşamakta olduğumuz gerçeklik, sözü edilen tahribattan bağışık değildir. Olan ile ideal olan arasındaki mesafenin giderek açıldığına yaşanan şiddet, yükselen öfke ve yabancı düşmanlığı ile sıklıkla tanık oluyoruz. “Başkalarının” haklarının ve yaşadığı eşitsizliklerin bizdeki karşılığı; o başkasının kim olduğuna göre daha fazla şekilleniyor. Her ülke gibi Türkiye’de de insan hakları ve eşitlik ilkeleri, hali hazırda yaşanılan ya da aşılan toplumsal sorunlar, yakınılan ya da övünç duyulan gelişmeler ile düşüncede ve edimde karşılık buluyor. Bu kitap, Türkiye özelinde insan hakları ve eşitlik ilkelerinin dününü, bugününü ve geleceğini düşünce ve edim bağlamında irdelemeyi amaçlıyor. Bu irdelemede hukuki ve yapısal arka plan çerçevesinde, toplumsal ve kültürel gerçekliğe de tanıklık ediliyor.
650 0 _aHuman rights
_zTurkey
_91117
700 1 _aŞimşek, Aydın,
_d1960-
_eedt
_9116643
942 _2lcc
_cKT
999 _c91384
_d91384